İŞİNİZE YARAYABİLİR TIKLAYINIZ! .mail: info@yabanhikayesi.com
HARİTALAR
Wikiloc : bisikletrotalari

Yayınlar, fotoğraflar ve içerikler izinsiz kullanılamaz!!!
Elmalı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Elmalı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Ekim 2016 Cumartesi

TRE - 018 AKDAĞ(UYLUK TEPE) (3024 M.)

Rotaları aşağıda paylaşılmış olan wikiloc sitesinden telefonunuza yada GPS cihazınıza yükleyerek daha detaylı inceleyebilirsiniz. Telefonunuza yüklemek için buradan yardım alabilirsiniz!!!





AKDAĞLAR : Elmalı, Fethiye ve Kaş ilçeleri arasında heybetle yükselen, Beydağlarının bir kolu olarak da uzanan, Akdeniz bölgesinde yükselen ve Kızlar Sivrisinden sonraki en yüksek dağımızdır. Kayıtlarda 3024 metre yükseklikte olduğu geçen Akdağ çevresinde oldukça çok sayıda yayla ve göller bulunmaktadır. Yemyeşil ve düz yaylalar halen özelliklerini koruyabilmiş iken, göllerin pek çoğu küresel ısınma sonucunda kurumuştur. Halen Yeşil Göl, İkiz Göl, Girdev Gölü ve Baranda Göllerinde su bulunmaktadır.  


BÖLGEYE ULAŞIM


Akdağlar bölgesine Antalya'dan en kolay ulaşım, Korkuteli, Elmalı ve Gömbe güzergahı izlenerek ulaşılabilmektedir. Yolumuz ve zirve yürüyüşü uzun olduğu için sabah 04:00 sularında Antalya'dan özel aracımızla hareket ederek, bu hat üzerinden Gömbe Köyüne saat 06:00 civarında ulaşıyoruz. Kahvaltı yapmak üzere açık fırın, bakkal, market bakıyoruz ama nafile. Açık hiçbir işletme bulunmuyor. Henüz yeni açılmakta olan kahvehaneye yönelerek amcadan bilgi almak istiyoruz. Saat 06:30 dan önce hiçbir yerin açılmayacağını söylüyor. Çare yok mecbur bekleyeceğiz. Kahvenin hemen yanında ki börekçi en sonunda açılıyor ve kahvaltımızı yapabiliyoruz. Zaman kaybetmeden yola devam ederek önce Subaşı Yaylasına, sonrasında ise İkiz Göl Yaylasına ulaşıyoruz. Gömbe'den sonraki yol daha önce bisikletle yaptığımız Ant - 062 turumuzda daha düzgün idi. Ancak oldukça bozulduğunu ve taşlık olduğunu görüyoruz. 4x4 haricinde ki araçların oldukça zorlanabileceğini söyleyebiliriz. 





İKİZ GÖL


Saat 08:15 sularında İkiz Göl Yaylasından zirve yürüyüşümüz başlıyor. İkiz Göllerin ortasından geçen yolun kuzeyinde kalan büyük boyutlu olan gölde halen bir miktar su bulunmakta olup, güneyde kalan tarafın kurumuş olduğunu gözlemliyoruz. Yeşillik çimenlerle kaplı, geniş, düzlük bir alan. Yaylada kamp atarak Göl çevresinde ve etrafta yürüyüşler oldukça keyifli olabilir. Araçtan indiğimiz anda yüzümüze vuran buz gibi hava ile irkiliyoruz. Oldukça sert esen bir rüzgar ve buz gibi bir hava vardı. Açıkçası bu rakımda (2300 metre) bu kadar soğuk olabileceğini beklemiyordum. Derhal polar çeketleri ve rüzgarlıkları giyiniyoruz. Gölü arkamıza alarak Evkaya Yaylasına doğru yükselmeye başlıyoruz. Yaklaşık 1 kilometre ilerde olan bu yaylaya kadar dağ yolu devam etmektedir. Ancak bu yayladan sonra dere yatağından başlayan patika taşlar arasından ilerlemeye devam ediyor. Zaman zaman sert geçişlerle yükseliş devam ediyor. Bir süre sonra önümüzde yükselen tepelerin arkasında ki en yüksek zirve olan Uyluk Tepe ve zirveye giden rotalar görülmeye başlıyor. Gözlemlediğimiz kadarıyla ve rota planlamasında ki araştırmalarım sonucunda zirveye giden pek çok rota olduğu belli oluyor. Gerek sırt noktalarından, gerekse vadiler içerisinden zirveye ulaşan onlarca rota var. Ancak bir kısmı oldukça sarp ve dik çıkışlar da içerdiği gözlenebiliyor. Bazılarının ise kış rotası olduğu da aşikar. Telefonumda yüklü olan ve gözümüze kestirdiğimiz rotalardan bir tanesini hedef alarak, solda ki vadi içerisinden sırt hattına doğru yükselişe geçiyoruz. Biraz yükseldiğimizde arkamızda küçük bir göl beliriyor. Suyu oldukça azalmış durumda. 



 İkiz Göl Yaylası

 İlerlemeye devam ederken geride kalan İkiz Göl

Evkaya Yaylasına doğru

 Evkaya Yaylası




 Artık zirve görünmeye başlanmıştır.


ZİRVE YOLUNDA

Gölgede kalan kaya yüzeyleri buz gibi soğuk. Elle tutmak neredeyse imkansız. Güneş sırtımıza vurduğu anda bir nebze ısınabiliyor ama gölge hatlarda kaldığımızda oldukça üşüyoruz. Sağ tarafımızda zirveye uzanan sarp kayalıklar oldukça heybetli bir görsel sunuyor. Rüzgar şiddetini artırıyor ve rüzgarlıklarımızdan geçerek terleyen sırtımızı buz gibi ediyor. Sırt hattına vardığımızda bir kat daha giyinme ihtiyacı hissediyoruz. Zirve artık net olarak görünmeye başlamıştır. Ancak rüzgar öyle şiddetli ki, ayakta durmak neredeyse imkansız. Fotoğraf çekmemize dahi izin vermiyor. Sırt hattının doğu yönü, dibi görünmeyen bir uçuruma dönüşüyor ve rüzgar sanki bizi uçuruma itmek istercesine o yönde esiyor. Uçurum hattına çok yaklaşmadan ilerlemeye devam ediyoruz. Zirveye ulaştığımızda rüzgarın şiddeti daha da sertleşiyor ve neredeyse ayakta durabilmeyi olanaksızlaştırıyordu. Etrafı yarım metre kadar taşlarla yükseltilerek 3-4 insanın sığabileceği yuvarlak korunaklı bir alan haline getirilmiş bölgeye sığınıyoruz.  Kendimizi bu bölüme atarak şiddetli rüzgarın etkisinden korunmaya çalışıyoruz. Hava öyle soğuk ki, zaman zaman hissedilen sıcaklığın eksi derecelere düştüğünü hissedebiliyoruz. Tam 3 saat sonunda 11:20 sularında ulaştığımız zirvede hiç vakit kaybetmeden öğle yemeğimizi yiyor ve derhal dönüş yönünde yolumuza devam ediyoruz. 



 Burada sağ tarafta bir göl bulunuyor ancak aynı seviye görmek mümkün olmuyor..


 Zaman zaman kayalık geçitlerden ilerliyoruz...

 Zirvenin batısında ki kayalık uçurum bölgesi



 Rüzgara karşı direnmek adeta uçuyor hissi veriyordu...




Zirveden daha net görülüyor ki, Akdağlar da bulunduğumuz Uyluk Tepe zirvesinden başka pek çok zirve de mevcut. Rota planlamasında düşündüğüm gibi, batı yönünde ki sırt hattını takip ederek, Fethiye tarafında ki manzarayı da izleyerek rotayı tamamlamayı hedefliyoruz. 

 Zirveden sonra Fethiye tarafında ki sırt hattına doğru ilerliyoruz...





 

ÇEŞİTLİLİK GÖSTEREN TAŞ YAPISI

Bugüne kadar gittiğim hiçbir dağda ve bölgede görmediğim kadar farklı türde ve çeşitlikte taş ve kaya oluşumları ile karşılaşıyoruz. Serhat abi ile sürekli birbirimize taşların farklılıklar gösteren yapılarını işaret ederek, dağın bu yapısını hayranlıkla izliyoruz. Sırt hattından bir süre ine çıka ilerledikten sonra, zamanın ilerlemesiyle biraz yolumuzu kısaltarak önümüzdeki kayalıklardan, aşağıya iniyoruz. Aslında yukarıdan bakıldığında çok rahat görünmesine rağmen, oldukça iri kaya blokları ve oldukça zorlu bir bölgeye girdiğimizi fark ediyoruz. Dikkatli bir şekilde sorun yaşamadan ağır ve emin adımlarla aşağıda ki yaylaya ulaşıyoruz. 







ZORLU GEÇİŞ

Bu bölümde de yaşadığımız gibi, doğa da ve özellikle yüksek irtifalı dağlarda hiçbir şey göründüğü gibi olmuyor. Uzaktan rahat görülen geçitler zorlu, zorlu geçitler rahat olabiliyor. Her an bir sürprizle karşılaşmak imkan dahilinde. Hiç bir şekilde emniyeti, güvenliği ve tedbiri elden bırakmamak gerektiğini bir kez daha anlıyoruz. Atılan her adımın basacağı nokta gözlenmeli ve dikkatli olunmalı. Faaliyet bitene kadar sürekli olarak, dikkatli ve uyanık olunmalı. Her an bir sürprizle karşılaşmak mümkün olabiliyor. 



Yolu kısaltmak için indiğimiz sarp kayalık bölge...


 Geride kalan kayalık bölge...



KURUMUŞ TOPRAKLARDA YÜRÜMEK

Çekilen sularla birlikte, doğal gübre ve toprak birleşerek kurumuş ve çatlayarak yarıklar oluşturmuştu. Kuruyan toprakların üzerinde bastıkça çıkarttıkları ses ve ayaklara uyguladığı titreşimle birlikte oluşturduğu masaj hissi çocukluk heyecanımızı canlandırıyordu. Kuruyan toprakların altında ise, serin ve nemli ortamda başka bir hayat can buluyor, taze ve yemyeşil çimenler tekrar gün yüzüne çıkmak için yağmur damlalarını gözlüyordu. Yeni yağmurlar yağacak, gölgesine sığındıkları toprak can bulacak ve güneşe sarılacaklardı. Sonra başka bir canlının bedeninde hayat bularak, tabiatın kanunlarına tereddütsüz itaat edeceklerdi...


Geri dönüp Akdağlara baktığımızda Uyluk Tepe zirvesine ulaşan pek çok rotanın olduğunu gözlemleyebiliyoruz. Açık havada hiçbir sıkıntı yaşanmayabilirken, sisli ve puslu bir havada her şey tam tersine dönebilir. Yanlış bir yöne sapma ile uçuruma ve sarp kayalıklara çıkabilmek olasılık dahilinde görünüyor. 








Güneşin yükselerek ısıttığı ve keyifli anların mutluluğu ile dönüş yolunda ilerleyişimiz devam ediyor. Bir dere yatağı geçişinde yolumuz başlangıç rotası ile kesişiyor. Sol tarafta ki tepelik bizi aksi yönde gitmeye zorluyor ve rotamızı değiştiriyor. Gidiş yönümüzü inceleyerek, sırt hattını aşarak tekrar rotaya girmeyi hedefliyoruz. Ancak biraz önce de bahsettiğim gibi doğa da hiçbir şey göründüğü gibi olmuyor. Sırt hattının arkasında başka tepeler ve geçitler beliriyor. Dere yatağı içerisinde tedbir amaçlı yüklediğim alternatif rota üzerinden, zaman zaman karşılaştığımız patika ve ayak izlerini takip ederek ilerliyoruz. Başlangıç rotamız solumuzda yükselen tepelerin hemen diğer tarafında kalıyor. Ancak diğer taraftan bu tepe hiç bu şekilde görünmemişti. Oldukça düzgün ve yumuşak bir yapıya sahip iken, bu yüzeyinde oldukça sarp, kayalık ve çarşaklı bir yüzeye sahip olduğunu gözlemliyoruz. Diğer yüzeyde tamamen düzgün bir patika da ilerlerken, artık dere yatağı hattında, zaman zaman büyük kayalıkların üzerinden geçerek ilerleyişimiz devam ediyor. 15-20  dakika olarak hedeflediğimiz geçit neredeyse bir buçuk saat sürüyor. Vadi çıkışında ise, İkiz Göl de aracımıza ulaşmayı beklerken, bu rotanın bizi Subaşı Yaylasına indirdiğini fark ediyoruz. Çok çok keyifli ve farklı görsel güzellikler sunan bu geçitten yürümüş olmaktan büyük keyif alsak da, bu olay tekrar tekrar gösteriyor ki doğa da hiçbir şey göründüğü gibi değildir. Kişisel tecrübelerimiz ve deneyimlerimiz gelişirken, doğayı ve doğa kanunlarını yaşayarak öğrenmenin mutluluğunu yaşıyoruz. 


 Doğal bir oluşum olduğuna inanmak zor...









Subaşı Yaylası

Araca ulaşmak için önümüzde 2-3 kilometrelik yolumuz daha kalıyor. Bu yolu yürümek değilde, en son İkiz Göl öncesinde ki rampayı yürüyerek çıkmak hiç hesapta yoktu. Saat 16:00 sularında aracımıza ulaşarak bir zirve yürüyüşümüzü daha tamamlıyoruz.  




Zorluk Derecesi :Toplamda 21 km. olan, ORTAZOR bir parkurdur.
Maksimum Rakım : 3021 m.
Hangi mevsimde yapılır: Sonbaharın ilk günlerinde yaptığımız faaliyetin, kış deneyimi hakkında fikir sahibi değiliz.
Yol Yapısı :Çoğunlukla patika ve orman yolu. 
Başlangıç Noktası : İkiz Göl.
Bitiş Noktası :Subaşı ve İkiz Göl
Su Kaynakları : Subaşı Yaylasından önce yol kenarında ki çeşmenin haricinde su kaynağına rastlanmamıştır. 
Alış-Veriş Alanları : Gömbe Köyünde iş yerleri en erken 06:30 da açılmaktadır. 
Konaklama : Kamp için uygun yayla alanları mevcuttur. Ancak su bulunmamaktadır. 
DİKKAT!!! Herhangi bir kaza riskine karşılık kesinlikle en az iki kişile gidilmeli ve bir yakınınıza gideceğiniz konum bildirilmelidir!!!




Google Maps Harita Görüntüsü



Powered by Wikiloc



Wikiloc Harita görüntüsü

GPS ve rota verilerini buradan indirerek daha detaylı inceleyebilirsiniz...

Başka bir rotada görüşmek üzere...

Sevgiyle Pedalla ...

19 Kasım 2015 Perşembe

TRE - 008 KIZLAR SİVRİSİ (3086 M.)

Aşağıda paylaşılmış olan wikiloc sitesinden telefonunuza yada GPS cihazınıza yükleyerek daha detaylı inceleyebilirsiniz. Telefonunuza yüklemek için buradan yardım alabilirsiniz!!!


Kızlar Sivrisi Dağı, Antalya'nın Elmalı ilçesinin Güney Doğusunda bulunan ve bölgenin en yüksek zirvesinin bulunduğu dağımızdır. Kızlar Sivrisi dağına, yaz ve kış aylarında sürekli olarak tırmanışlar yapılabilmekte olup, yerli ve yabancı dağcılarımız tarafından ilgi oldukça yoğun bir şekilde yıl boyunca devam etmektedir. Dağın eteklerinden başlayarak zirveye ulaşan pek çok uygun rotalar mevcuttur. Kızlar Sivrisi Dağı'na ulaşım farklı yollardan yapılabilmektedir. En çok tercih edilen ulaşım, Elmalı ilçesi Büyüksöğle Köyü üzerinden güney yönünde devam eden arazi yolu izlenerek Dağın yamaçlarına kadar özel araç ile ulaşım mümkündür. Antalya ilçeler otogarından Elmalı ilçesine sürekli dolmuşlar çalışmaktadır. Diğer ulaşım yollarından bir tanesi, Kumluca üzerinden, Alakır Barajı kıyısından devam edilerek ve Antalya, Üçoluk, Söğütcuması ve Alakır Çayı kıyısından devam edilerek Kızlar Sivirisi Dağı eteklerinde ki Kırkpınar Yaylasına özel araçlarla gidilerek ulaşım sağlanabilmektedir. Kızlar Sivrisi Dağı için anlatılan efsaneleşmiş bir de hikaye vardır. Hikaye şu şekilde anlatılmaktadır;

Dağın iki yakasında birbirine düşman iki krallık varmış. Düşman krallıkların prens ve prensesi birbirlerine aşık olurlar ve bu durumu babalarına açarlar, evlenebilmek için izin isterler. Her iki kral da bu izin isteğini geri çevirir ve prens ile prensesin evlenmesine müsaade etmezler. Prens ve prenses çaresiz kalınca kaçmaya karar verirler ve “Kızlar Sivrisi Dağında” buluşmaya karar verirler. Prenses gecenin bir yarısı “Kızlar Sivrisi Dağına” gider ve beklemeye başlar. Ne gelen vardır ne de giden vardır. Prens gece yolu karıştırmış ve yanlış bir tepeye çıkmıştır. Birbirlerini görürler ve prens tekrar prensese ulaşmak için yola düşer ama sonrası bilinmez. Dağın dondurucu soğuğunda donmuşlar mıdır, yoksa birbirlerine ulaşabilmişler midir? Sonu meçhul bir durum. 


Bu hikâye peşi sıra başka hikâyeler doğurmuş ve bu dağa çıkıp da soğuk havasına dayanarak bir gece geçiren kızlar rüyalarında kısmetlerini görürmüş.
(Kaynak: http://blog.milliyet.com.tr/bati-toroslar-in-en-yuksek-noktasi--kizlar-sivrisi-/Blog/?BlogNo=189628)


Kızlar Sivrisi Dağı zirve yürüyüşümüz için, bizde Elmalı ilçesi üzerinden gitmeyi planlamıştık. Ancak bu yürüyüşümüzde, birlikte zirveye ulaştığımız Barış ve Serhat abimizin önerisi doğrultusunda, görsel güzelliği ile büyüleyen Alakır Vadisi üzerinden Kırkpınar Yaylasına ulaşılarak gidilen rotayı tercih ediyoruz. İncelediğimiz kadarıyla, bu rotanın doğa ve yol yapısının biraz maceralı olabileceğini düşünerek 05:00 sularında buluşarak özel aracımızla hareket ediyoruz. Liman Mahallesi üzerinden Altınyaka yolu üzerinden henüz gun aydınlanmak üzere iken Üçoluk Köyüne ulaşıyoruz. Günün ilk ışıkları ile Söğütcuması Köyüne ulaştıktan sonra, Alakır Vadisine inen arazi yoluna devam ediyoruz. Vadinin tabanında devam eden HES çalışmaları arasından geçerek arazı yollarından devam ediyoruz. Bu noktadan sonra yol biraz daha bozularak devam etmeye başlıyor. Zaman zaman çok güzel kamp kurulabilecek bölgelerden geçiyoruz. Sık sık doğal su kaynaklarına(GPS kayıtlarında işaretlenmiştir.) denk geliyoruz. Bir süre tırmandıktan sonra etrafımızı çevreleyen Sedir ormanları arasında tırmanışımız devam ediyor. Dibek Milli Park yol ayrımından sonra, sağa dönerek keskin virajlarla tırmanışa geçtiğimiz noktadan sonra yol yapısı daha da bozularak devam etmekte olup, bu noktadan sonra ki yol yapısı 4x4 arazi araçlar için daha uygundur. Normal araçlarla bu güzergah tercih edilecek olunursa, dikkatli olmakta fayda vardır. Yol yapısı zaman zaman taşlık ve derin hendekler içermektedir. Bu bölgenin hem görselliği, hem doğa yapısı ve büyüleyici ortamı ile yürüyüş ve bisiklet etkinlikleri ile daha keyif alınabileceği kanaatine ulaşıyoruz. Zirve yürüyüşümüzü tamamlayabilmek için zaman kaybetmememiz gerektiğinden dolayı, çevreyi doyasıya gezemiyor ve inceleyemiyoruz. 
Kırkpınar Yaylasında uygun bir noktaya aracımızı park ederek, tüm heybeti ile karşımızda süzülen Kızlar Sivrisi Dağına doğru ilk adımlarımızı atarak yürüyüşümüze başlıyoruz. Kırkpınar Yaylasına sırtımızı dönerek zirveye doğru yönümüzü döndüğümüzde, zirveye doğru uzanan vadi içerisinde ve sağ tarafta ki küçük tepeciğe doğru ilerleyen patikaları görmekteyiz. Her iki patika da zirveye ulaşan rotaları içermektedir. Vadi içerisinden ilerlediğinde daha kısa zamanda zirveye ulaşılabileceğini gözlemliyoruz. Ancak biz sağ tarafta ilerleyen patika ile ilerleyerek, Serhat abinin de  yönlendirmesiyle, ileride beliren tepede ki manzarayı görmek istiyoruz. Parkur biraz uzamış olsa da, orada ki manzara da kesinlikle görmeye değerdir. Amacım manzarayı gözlemlemenin yanı sıra, Ant - 058 rotasında bir kısmını yaptığımız parkurun devamında ki yol durumunu incelemek idi. Uzaklarda ki Büyüksöğle Köyü evleri ve Elmalı ilçesi puslu hava dolayısıyla ancak dikkatli bir şekilde bakıldığında görülebilmektedir. Yönümüzü batı yönümüzde kalan zirveye döndüğümüzde, dik bir eğimle devam eden rotamızı içeren sırt bölümünü ve hemen sağında ki çarşaklı uçurumu inceliyoruz. Önümüzde ki düzlük alanda ilerledikten sonra aniden başlayan tırmanışa geçiyoruz. Oldukça dik ve zorlu bir patikaya giriyoruz. Sol tarafımızda Kırkpınar Yaylası ve sağımızda zirveye doğru yükselen büyük çarşaklı vadi uzanmaktadır. Dağın güneş almayan Kuzey yamaçlarının bazı bölümlerinin çiğ nedeniyle buzlandığını gözlemliyoruz. 2500 rakımları geçtiğimiz seviyelerde oksijen seviyesin azaldığını hissetmeye başlıyoruz. Yükselmeye devam ettikçe nefes alışlarımız ve vücut hareketlerimiz değişmeye başlıyor. Bu durum bir arkadaşımızda mide bulantısı ve baş dönmesi şeklinde belirtiler vermeye başlamıştır. Bir miktar kusma neticesinde ve bir süre dinlenmesinden sonra arkadaşımızın rahatlamasıyla ilerlemeye devam ediyoruz. Zirve kayalıklarının görünmeye başladığı noktaya ulaştığımızda önümüzde küçük bir düzlük belirmektedir. Düz alan, rüzgarı kesecek kadar etrafı kayalıklarla çevrili bir bölgedir. Kamp kurmak için uygun bir görüntü sergilemektedir. Yaz aylarında bu noktada kamp atarak, gökyüzünde ki milyonlarca yıldızın keyifle izlenebileceği hayaliyle bir süre dinlendikten sonra, zirveye uzanan dik ama düzgün patika üzerinde ilerlemeye devam ediyoruz. 3-4 saat olarak planladığımız zirveye ulaşma zamanını, 2 saat sonunda Serhat abi ile Barış arkadaşımızın önden ulaşması ile tamamlıyoruz. Kendi adıma ise, İnceeriş, Çalbalı, Sarp Katran ve Bereket Dağı zirvelerinden sonra 5. zirveyi yapabilmiş olmanın mutluluğunu yaşıyorum. Bir süre manzarayı izlerken yorgunluk atıyoruz. Hemen ardından esen rüzgar ile hastalanmamak için, terleme ile ıslanmış olan kıyafetlerimizi derhal değiştiriyor ve kurumaları için, güneş gören kayaların üzerine seriyoruz. Belirlediğimiz düz bir alanda toplanarak, daire şeklinde oturuyoruz. Sırt çantalarımız da ki kumanyalarımızı ortaya koyarak paylaşıyoruz. Zirve defterine de imzamızı atarak, dönüş rotasına geçmek üzere toparlanıyoruz. Hava puslu olsa da, Ziyaret Dağı, Eren Dağı, Akdağlar ve Tahtalı Dağı zirvelerine kadar görebiliyoruz. Ancak zirve defterinin olduğu noktadan, bisikletle gittiğimiz Çığlıkara Bölgesinde ki turumuzun 1. gününde ki kamp attığımız nokta ve Avlan Gölü görülememektedir. Bu zirveyi planlarken o bölgeyi de görebilmeyi hayal etmiştim. Bu hayalimi gerçekleştirebilmek üzere, Serhat abi ile Kuzeybatı yönünde uzanan kayalıklar üzerinde ilerlemeye devam ediyoruz. İlk kayalıkların ucuna ulaştığımızda zor da olsa Çığlıkara Bölgesi ve Avlan Gölü görülebilmektedir. Açık bir hava da daha net bir görüntü sergileyeceği aşikardır. Amacıma ulaşmış olmanın ve zirve manzarasının keyfi ile dönüşe geçiyoruz. Serhat abinin hoş sohbeti eşliğinde ilerledikçe, diğer 3 arkadaşımızın en kestirme rotadan gittiklerini düşünüyoruz. Aralarında deneyimli Barış arkadaşımız olduğu için rahatlıkla ilerleyeceklerini düşünüyoruz. Kırkpınar Yaylasını gördüğümüzde ise varmış olduklarını görüyoruz. Kırkpınar Yaylasının görünmeye başladığı noktadan itibaren, bulunduğumuz bölge, kaygan bir zemin ile kaplanmaya başlıyor. Attığımız her adım, bir ayak boyu kadar kayarak ilerliyoruz. Bu durum iniş yönünde çok sorun oluşturmuyor, aksine biraz eğlenceli bir şekilde daha hızlı ilerlememizi sağlıyor. Ancak oldukça dik bir bölge olduğu için tedbiri elden bırakmıyoruz. Bölge öyle dik ki, ayaklarımızın iç ve dış yan yüzleri ile basarak ayakta kalabilmeye çalışıyoruz. Kaygan zeminin biterek kayalıkların başladığı bölgeye geldiğimizde, nereden daha kolay ilerleyebiliriz diye iniş parkurunu inceliyoruz. Çok dik ve kayalık bir bölge olduğu için sağlık bir şekilde göremiyoruz. Aşağıda ki Barış arkadaşımıza seslenerek bizi yönlendirmesini istiyoruz. Dikkatli bir şekilde kayalıkların arasından ilerleyerek Kırkpınar Yaylasına ulaştığımız noktada yürüyüş parkurumuzu tamamlıyoruz. 
































Kıyafet Seçimi : 2400 metre rakımda ki Kırkpınar Yaylasından başlayan parkur için mevsime uygun kıyafet seçmek gereklidir. Yürüdüğümüz Kasım ayında 2600 metrelere kadar esen rüzgara karşılık, ilkbahar, yaz ve sonbahar dönemleri için ince rüzgarlık ile kolay kuruyan ve ter atan yedek kıyafetler bulundurmakta fayda vardır. 2600 metreden sonra ısı daha da düşmekte ve zaman zaman kuzeyde kalan kısımlarda buzlanmalar olabilmektedir. Zorlu parkurda sık sık terleme gerçekleştiği için, mümkün olduğunca ıslanan kıyafetlerin, yedek kıyafetlerle değiştirilmesi gerekir. Zirveye ulaşıldığında şiddetli rüzgarla birlikte ısı oldukça düşmektedir. Polar ve üzerine rüzgar geçirmez kalın mont giyilmesi uygundur. 

Ayakkabı Seçimi :Zorlu parkurun doğa ve yol yapısı taşlık, kayalık ve oldukça bozuktur. Kesinlikle bu yapıya dayanıklı tabana sahip ayakkabı seçmek doğru olacaktır. Yine taşlık ve kayalık bölgelerde yürüyüş esnasında, kaymalar, bileklerden dönmeler ve bükülmeler olabilmektedir. Bu durumlarda yaralanma ve burkulmalardan korunabilmek için,  yarım yada tam boğazlı botların seçimi doğru olacaktır. Ayrıca yürüyüş yolunda bulunan dikenli bitkilerin ve  gevenlerin iğnelerinin batmasına karşılık korunmak üzere, sert yüzeyli ayakkabılar tercih edilmelidir. Özellikle çarşak bandı olarak belirtilen, sağ, sol ve ön bölümünü tamamen kaplayan koruyucu katmanlı ayakkabıların seçimi, kullanım ömrünü de uzatacaktır. Ayrıca tozluk kullanımı da, toz, toprak, ot, diken ve taş parçalarının ayakların içine girmesini engelleyecektir. Rahat ve konforlu bir yürüyüş için Sandalet, Spor ayakkabısı gibi açık ve yumuşak tabanlı ayakkabılar önerilmez.

 Yanlarda bulunan çarşak bandı olarak adlandırılan katmanda ki taş ve kaya izleri görülebilmektedir.


Bu tarz ayakkabılarda bulunan lif şeklinde ki yüzeyler, dikenli bitkiler ve sivri taş, kaya parçalarının batmasıyla ayakları rahatsız edebilmektedir. 

Zorluk Derecesi :Toplamda 7 km. olan, ORTA ZORLUKTA bir parkurdur.
Maksimum Rakım :3080 m.
Hangi mevsimde yapılır: Yaz ve kış dağcılığı olarak, gerekli tedbirler alınarak her zaman yapılabilmektedir..
Yol Yapısı :Tamamına yakın bölümü patikadır. 
Başlangıç Noktası : Yürüyüş bölümü Kırkpınar Yaylasından başlamaktadır.
Bitiş Noktası :Kırkpınar Yaylası..
Su Kaynakları : Kırkpınar Yaylasında çeşme mevcuttur. 
Alış-Veriş Alanları : Parkur içerisinde alış veriş alanı yoktur.
Konaklama : Kamp için uygun yayla ve bölgeler mevcuttur.   
DİKKAT!!! Herhangi bir kaza riskine karşılık kesinlikle en az iki kişile gidiniz ve bir yakınınıza gideceğiniz konumu bildiriniz!!!



Google Maps Harita Görüntüsü
Wikiloc Harita görüntüsü

GPS ve rota verilerini buradan indirerek daha detaylı inceleyebilirsiniz...

Başka bir rotada görüşmek üzere...

Sevgiyle Pedalla ...